Kenan Abi’nin Afili Rüyası

by • 10 Nisan 2016 • Öykü, RıhtımYorumlar (0)713

1

Bir insanın kalbini ve düşüncelerini anlamak için yapmış olduklarına değil, yapmayı arzuladıklarına bakın.

[ Halil Cibran]

 

Coğrafya kaderdir diyor İbn Haldun. İnsan dünyaya nerede geleceğine karar veremiyor. Dünyaya geldikten sonraki seçimlerinizde etkisini gösteriyor yaşadığınız coğrafya. Tabii bizim mahallede doğmamışsanız öyle oluyordu. Eğer bizim mahallede dünyaya geldiyseniz başınıza neler geleceğine karar veremiyordunuz. Etrafta dram tadında bir dizi oynanıyor siz de yazılmış olan senaryodan payınıza düşeni oynuyordunuz, başka seçme hakkınız yoktu. Misal her yağmur yağmasında dizinize dek batan çamurlu yollardan yürümek zorundaydınız yine daha kış gelmeden nasıl ısınacağız telaşesine düşmekte yazgınızda vardı. Kimileri kader diyordu buna bizse keder.

Fakat bu hikâye mahallenin değil, fiyatların düşeceğini bildiği için toplanma saatinde pazara giden kadınların da değil, iş yerindeki yorgunluğunun hıncını uzun 2000 sigarasından çıkaran erkeklerin hiç değil Kenan Abi’nin hikâyesiydi. Çünkü o alışılagelmişin dışında şeyler yapmıştı, hepimizin bildiği ve başka türlüsünün olabileceğine inanılmayan yaşama biçimine farklıydı gerçekleştirdiği şeyler. Mehmet Amca’nın oğlu Kenan kaderinden defterine düşen satırları beğenmeyecek –hoş kimse beğenmiyordu, isyan edecekti –ne çare hepimiz ediyor, az mı Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur dinliyorduk. Biz isyanımızı şarkılar ve sigaralar ile ifade etmeye çalışırken o bunlarla yetinmeyecek sürekli şu cümleyi kuracaktı: “Ulan var ya bir gün çok zengin olacağım!” Bir lafı kırk kez tekrarlarsan olur muydu? Olmuyordu. Olsaydı annemin ev hayali gerçek olurdu. Lafla zengin olunmuyordu bunu Kenan Abi’de biliyor olmalıydı ki onca şeyi göze almış olsundu.

Söylediğim gibi biz şarkılar ve küfürler ile yoğurmuştuk isyanımızı ya kendimizi onlarla teselli ettiğimizden ya da elimizden bir şey gelmeyeceğini bilmenin verdiği çaresizlikten saman alevi gibi oluyordu öfkemiz. Biz yazgımızı kabul etmiş direnmemiş hatta yakınmamıştık bile. Dünyada herkes yeteneğini sonuna kadar zorlar, hiç kimse elinden gelenin daha azıyla yetinmez, düşüncesi her ne olursa olsun. Bir şeyi gerçekten istemek elde etmenin yarısı sayılırdı. Kenan Abi’nin aklında tüm bu düşünceler içi içine sığmıyor kendi de mahalleye dar gelmeye başlamıştı.

Beline babasının 14’lü Browning’ini takıp gitti. Nice gün sonra mahalleye geldiğinde baştan ayağa janti giyinmişti. Önemli biri olmalıydı. Bir mekânın kapısında bekliyormuş, patronda onu çok sevmiş, ondaki ışığı görmüş, yakında daha büyük işlerin peşinde koşturacakmış ama önce pişmesi gerekiyormuş böyle anlatmıştı mahalle kahvesinde. Daha anlatmaya başlamadan efsane haline gelmişti Kenan Abi. Her çocuk onun gibi olmak istiyor, kadınlar gece koyunlarına aldıkları kocalarının siluetlerine onun yüzünü koyuyorlardı. Bir o kadar da nefret edilir hale gelmişti çünkü nefret edenlerin kurdukları hayaller ile aralarındaki tek engel Kenan Abi’ydi. İnsan zaten kurduğu hayalleri gerçekleştirememekten değil o hayalleri gerçekleştiren birilerinin olmasından utanç duymuştur. Ara ara Mehmet Amca’ya yani mahalleye uğramaya devam etti. Mahalleye gerçekleştirdiği bu ziyaretleri esnasında bizleri de mutlu etmeyi başarıyordu. Dünyada mutlu etme hususunda sonradan parası olan bir yoksul kadar kimse bonkör olamazmış, bu gerçeği öğretmişti bizlere. Tecrübe ile öğrenilen şeyler unutulmuyordu.

Herkes halinden memnunken bir gece yarısı çıkıp gelmiş patron; eline bir silah tutuşturup karakola göndermiş, -göndermeden evvel ne söylemesi gerektiğini bir bir ezberletmiş- kendi işlediği suçu Kenan Abi’nin üstlenmesini sağlamış. Sen gir biz babana kendi babamızcasına bakar, paşalar gibi rahat ettirir seni de içeride ite çakala yem ettirmez sahipsiz koymayız; hem aşırı tahrikten indirim alır zaten af da çıkar salarlar seni çıkınca da acayip namın yürümüş olur dediler. Dava günü iş bölümü yapılmış, ikiye ayrılmıştı mahalle. Bir kısım Mehmet Amca’nın cenaze işlemleri ile ilgilenmiş bir kısım da mahkemeye gitmişti. Kalbi oğlunun bu durumuna daha fazla dayanamamış, hak tecelli etmişti. Kalp krizi dediler ama acıdan ölmüştü. Bir insan acıdan ölürdü hastalık sadece aracıydı. Kaldır dünyadaki gözyaşlarını ondan sonra ölümsüzlüğü aramaya ne hacet. Umudunu kestiğin an can verirdin bileklerini değil.

Mahkeme planlayarak cinayetten müebbet verdi Kenan Abi’ye. Sonra mı ne oldu? Duyduk ki içeride de rahat durmamış mahkûmlara hır gür gardiyanlara ahkâm kesmeler derken bir gece şişleyip öldürmüşler Kenan Abi’yi.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir