Edebi

Kelebekler

Bir kadın hayal edelim. Bedenini üç kuruş için kullanan ve bu kadın yalnızca on sekiz yaşında olsun. Günün teknolojisinin de gelişmesiyle artan teknoloji tutkunluğu… Para için kamera karşısında memesini sevdiğini düşünelim. Bir adamı memnun edip cebindekileri boşaltmasını beklediğini düşleyelim, aynı kendisinin anadan doğma çırılçıplak kalması gibi… Bu kadının birçok hayali olsun. Okumak! En büyük hedefi okumak olsun. Güzel bir meslek kazanabilmek. Yalnızca şunu düşündüğünü de unutmayalım: “para her şeyin anahtarıdır.”

Günlerden pazartesi olsun. Ağustos’un sıcağından bir gece. Bu kadın sahilde cansız bedeninin kıyıya çarpmasını izlesin. Sırf para için kullandığı bedeninin milyonlarca kelebeğe dönüşüp kaybolmasını izlesin. Önce ayak baş parmaklarından başlasın dönüşüm yavaş yavaş. Kelebeğin kanat çırpışlarını kendi kulaklarıyla duyar, elleriyle etrafa uçuşan kelebekleri yakalamaya çalışırken bacakları ve elleri kelebek olur. Kalbi de uçup gittikten sonra geriye yalnızca beyin kalsın. Kelebekler artık her yerdedir. Bir umut, kelebeklerin bir araya gelmesini diler. Fakat etrafa dağılan kelebeklerin ardından sahile vuran cansız bir beden kalır yalnızca.

Bu kadının hayalleri de uçar, canı da uçar, heyecanla bazen umutla ve korkuyla atan kalbi de uçar, hayalleri de… Paranın kölesi olma mahkumiyetine düşkün bu milletler birçok kadının yok oluşlarını izler. Kelebekler her yerdedirler ve herkes onları duyar ve bilir. Duyan kulaklarını, gören gözlerini kapatır bu dünya da. Yalnızca kendilerini görebilmek için açarlar gözlerini ve uçuşan kelebekler bir hayal olurlar yalnızca.
Ve en son bir kağıt parçası dolanıyor gökyüzünde kısa bir elveda şekli. On sekiz yaşındaki kadının son kez düşüncelerini haykırdığı ufak bir yazı.

“Uykusuz kaldım gecede, yalnız başıma. Yorgunluk ayak parmaklarımdan tırmanıp, bütün vücuduma hakimiyet kuruyor. Yavaş yavaş eriyor bedenim. Yazı yazmaktan yoksun kalıyorum, yalnızlığımı kurutan sevdaya kalemimi küstürüyorum. Zamanın birinde eriyip çöpe dönüşüyorum. Yalnız başıma. Karanlıktayım, karanlığım… Kaybolmak istiyorum. Kelebek olup dağılmak istiyorum etrafa, bir günlük ömrümü çiçeklerin burcu kokuları eşliğinde yitirmek istiyorum, kimsenin haberi olmadan. Havai fişekler atılıyor gecede. Ölümümün, kelebeklerimin neşesine…”

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDERME

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Kasım’a kadar gönderebilirsiniz.

38. Sayı için tema: “Zam-an”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.