Edebi

Kayıp

Gökyüzünden biçilen kaftanı
Yeryüzünde giyen ben
Bıraktığım kadardır izim dehlizlerde

Dereye yazılmaksızın atılan taş
Ağıt olur çelikten gökdelenlerde
Lime limedir başımdaki kalpak
Kaypak bir derdin sinesinde
Kaybolan akrepleredir hüznüm
Hangi derdin neresinden tutayım
Ağaç kütüğe dönüştü AH.

Kaybetti yolunu silahlanmış atlı karınca
Bulmak için kaybını bekler umarsızca
Paslı derdin vaktinde kalan sesle
Haykırsa yıkılır camdan kilise.
Kasvetli mermerler gömüldü AH.

Düşgele bir vaktin kızıl kamerinde
Başıkara ovalara doluşunca haramiler
Fıtratı zulme uğramış acı ruhlar ekerler
Çekip gittiklerinde düşmez yakamoz
Kayıpların kalpleri mühürlü başları sayılmaz
Hiçbir şifalı otta derman bulunmaz
Böyle sonlanır bin yıllık takvim
Doğmamış çocuklar gömüldü AH.

Şamandırası bozuk bir çağın içinde
Bir çifte göz doldurur boşlukları
uğradığın nedir?
Nedir şer nedir hayır?
Bilinmeyenin kollarında uyanan güneşe düşer
Deliliğin bütün hakları
Yörüngesinden saptı yıldızlar AH.

Umutsuz bir zamanın gölgesinde
Karanlık sesler korosu
Daha ne kadar avutabilir yamalı ruhumu
Elmas kömüre dönüştü

AH.

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.