Edebi

Kalem

İstediği anlamı bir türlü veremediği cümlenin üzerini karalayıp yüzünü ateşe döndü, kalem.  Bir- iki saniye düşündü? Kendini ateşe atmak çözüm müydü? Yanıp kül olmak hangi yaraya ilaç olmuştu şimdiye kadar? Bu düpedüz kaçıştı, zayıflıktı? Ardında, yeni şiirler, öyküler, romanlar bırakmak varken yok oluşu tercih etmeye hakkı var mıydı?

Bugün beceremese de harfler onu bekliyordu heceye dönüşmek için, heceler sözcüğe, sözcükler cümlelere…  Noktalar, soru işaretleri, ünlemler boynu bükük kalmaz mıydı onun gidişiyle? Oysa ne fırtınalar, depremler yaratmıştı şimdiye kadar yazdıklarıyla. En güçlüden daha güçlü hissetmemiş miydi kendini, romanın son sayfasını okuyup gülümseyen yaşlı kadının yaşama sevincine tanık olduğunda.

Ya gençler, onlara yazık olmaz mıydı? “Gönül bu, ferman dinlemez” demiyor muydu yazmaya başladığından beri? Kendisini ateşe atarsa kim yazacaktı onların yürek yangını aşk mektuplarını?  Masallardaki cadılar, öykü ve roman kahramanları alay etmezler miydi kendisiyle?  Sabahlara kadar ders çalışan öğrencinin sınavda elini kolunu bağlamaya hakkı var mıydı?

Daha pek çok şey düşündü.  Kendini ateşe atma düşüncesinden utandı. Yıllarca direnen kendisi değil miydi? Bu yılgınlık da neyin nesiydi şimdi?

Ateşe yaklaştı, söndürmek istedi. Var gücüyle üfledi. Ateş, daha da harlandı. Bir daha, bir daha… Tutuşmak üzereyken geri çekildi. Yanmak bilinçli bir seçenek olmalı, yılgınlık anının kaçışı değil, diye mırıldandı.

Kâğıdı ve mürekkebini özledi kalem.

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.