Islık

by • 9 Nisan 2017 • DemlikYorumlar (0)447

Hayat bir ıslıktır. Kısası tat vermez, uzunu yorar adamı. Bunca nefes uğrunda harcanır, yine de bir gün çıkmayıverir dudaklarımızın arasından. Umut dediğiniz de buna benzer. Bazen öyle güçlüdür ki rüzgârları eğip büker; bazıları vardır ki rüzgârlara karışıp gider. Yine de her düştüğümüzde kalkmamızı sağlayan bu ıslıktır. O da alındı mı elimizden, nasıl yaşıyoruz deriz?

Şu ihtiyar âlemde genç bir seyyah olarak her adımımı, ellerim ceplerimde bir ıslığa takılarak atmadığımı itiraf etmeliyim. Ben bir müzik aleti değilim. Yere düştüğümde bozulan sadece akordum olmuyor. Her insan gibi benim de kendimi boşlukta bulduğum zamanlar oluyor. Issızlıkta ıslık nasıl olsun? Benim de dudaklarım kapanıveriyor bazı zamanlarda.

Size de oluyordur. Birden kafanıza eser, alışık olmadığınız bir şeyler yaparsınız. Belki benim de kafama esiyor, Ege’nin haşhaş tarlalarında çalışmaya başlıyorum. Sekizimde ırgat oluyorum, dokuzumda ırgatbaşı. On yaşımda kapkara bir korkuluk… Güneşin altındayım bazen elimde bir orak, çapa; bazen sırtımda koca bir çuval. Ağzımda yine o ıslık var. Bir okulu anlatıyor, köyümüzdeki bir okulu. İnanır mısınız, içinde ben de varım. Elimde kalem, sırtımda çanta, sınıfın ortasında da bir soba var güneş namına. Yanımda arkadaşlarım…

Bir keresinde de aralık veya şubattı. Karadeniz’de bir balıkçı teknesinde buldum kendimi. Dalmışım. Ağzımda yine o ıslık var. Mezgitler takılmış ağlarımıza; hamsiler, sardalyalar kaçışmakta ama hiç oralı değil bizimki. Yaylada kalmış aklı. Yaylada geçen günlerde kalmış. Sevgiliyle geçen gecelerde kalmış. Onun türküsünü yakar. Hasretin değil, vuslatın türküsünü yakar.

Göz açıp kapayıncaya kadar bir maden ocağının dibine düşmüşüm. Elime tutuşturmuşlar aletleri, boyna kazıyorum. Kan ter içindeyim ama ağzımda yine o ıslık. Ne yapsın? Kızım yok, karım yok, ekmeğim yok, geceleri geçirecek uykum yok. Elimde bir o var. Ben ona hayat veriyorum, o da bana farklı bir hayat gösteriyor. Kızımın üşümediği, karımın ağlamadığı, ekmeği fakirlikten değil de sağlıklı olmadığı için yemediğimiz bir hayatı gösteriyor.

Daha pek çok yere götürüyor beni sırtına alıp. Bazen üzgün oluyor, beni de ağlatmak istiyor. Öyle zamanlarda yatakta yatan bir çocuk yapıyor beni. Yukarıdan bir şey damlıyor önce koluma, sonra her köşesine küçük bedenimin. Ruhum bana kalıyor sadece, saçlarımı bile kesmişler. Annem ağlıyor, babam susmuş. Ninem sürekli yüzüme üflüyor. Ağzımda yine o ıslık var. Ben de onun yüzüne üflüyorum. Her yerim ağrıyor. Dayanamayacak, bayılacak gibi hissediyorum. İşte o an ağlamaya başlıyorum. Hıçkırıklar dolduruyor bütün odayı, ıslıklar değil. Ağlıyorum, ağlıyorum hiç durmadan. Bir çınlama sesi geliyor kulağıma, sonra sessizlik…

Kelimelere dökünce, kâğıtlardaki harf kalabalıklarından öteye gidemiyor işte. İster binbir beyit olsun, isterse bir buçuk dizede son bulsun. Bu da bizim işgüzarlığımız olmalı. Bir ıslıkla anlatabilecekken, ıslıkla beraber paragraflara gömüyoruz onu. Siyah beyaz bir dünyanın esiri ediyoruz. Hâlbuki ne kadar genç, ne kadar güzel bir duyguydu o. İnsanlara bulaşmadan önce.

Yazan: Kerim Gürgen

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir