Işıklı Fayton

by • 7 Şubat 2016 • Rıhtım, ŞiirYorumlar (0)677

salının gecesine yetişmeden inmeliyim
zaman treni duvarlarda asılmış bekler
ne vakit yorulmuş bir ışığa imrensem
uçurumdur aydınlıktır tutup içine çeker

başımda binbir tütünlü ruhsuz gelin
ardımda kulağı sağır ordular
bu yolda yürüyeceğiz kaybolanlar
bu yol ki doğruluğun kalbinden
küçük bir eğimle sapan
kimsesizlerin kimsesizliklerin
derin fay hattına çıkar
ah bekler orada bizi
bir de ışıklı faytonlar
dağları saymıyorum, söyle
nerede şuh kahkahalı rüzgarlar
takip edin ve dinleyin
dingin sulardan çılgın atlardan
ölümlü bedenlerden geçip
derin yarıklara girip
ah ben ne yalnız
ışıklı faytonla geçeceğim akherondan

karşıda gerçek
elimde yıldız temrenli ok
dilimde zehir zemberek küfür
geçiyorum
maslovun ihtiyaç piramidinden
uzun kulelerin kırmızı ışıklarından
mehtapsız bir gecede vuku buluyor
salıyorum oku ayın kalbine
şimdi anlatmalıyım boylu boyunca
salıncaktan inip tahtereva’lli
oradan göğe uzanıp şu sahte göğe
göğsümüzde her şey
gerçek sızıyor görülmeden
sözlerin balistik raporunu okumadan
karar veriliyor trankkk
yargıç asılıyor ve gülüyorlar

veryansın
bu yoldan gergin ellerle dönüp
kör orduya ışığı gösterip
bering boğazında batıyorum
görünmez bir sesim ben
omurgam titreşirken
doğuruyor bin acıya gebe
inmeliyim geceye yetişmeden
bırakmazsan beni alacağım
şu köhne dünyayı elinden
sızlıyor dizlerim
delirmenin eşiğindeyim
ne ileri ne geri
ne geri ne ileri
azad et beni
feryat.

cana susamış tatlı bir nehirden geçerken
susayan ben
neler saçmalıyorum
azap çıkıyor içimden
vurulmak üzere görüldüğü yerde
adım çıkıyor inmiyor sekize
trust me and shoot me
fırtınada ağlak bir kaptan ölürse
ardından yalnız fareler ağlar

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir