İcraatın İçinden

by • 27 Kasım 2014 • Köşe, RıhtımYorumlar (0)1046

h

Yaşadığım ülkede devleti yöneten insanların kendi fikirleri dışında hiçbir şeye saygıları yok. Tartışmayı bir yana bırak; bir başkasının düşüncesini duymaya bile tahammülleri yok. Bu yüzden yok ediyorlar insanların bilincini açmaya yönelik her metodu sinsice; lakin sistemli bir şekilde.

Zihni sorgulamaktan alıkoymak için iyi bir yoldur cehaleti körüklemek, ahmak ve öngörüsüz zülf-ü mabad üretimine hız verir, küçük yaşta “sorgulama, itaat et” öğretisi ile harmanlanarak kalıplaşan beyin fonksiyonlarına büyüdüklerinde istediğin kadar integrali anlatmaya çabala sadece türevi görüp söyleyebilirler. Bu, bizimki gibi demokrasi ile yönetilmenin cümle olarak var ancak uygulamada namevcut olduğu ülkelerde aslında apaçık haliyle; tabelasında demokratik laik cumhuriyet yazarken gerçekte otokrasi ile yönetilen ülkelerde iktidar sahiplerinin ekmeklerine yağ bal sürer. Düşünen, itiraz eden, fikir üretebilen, cehaletten sıyrılmış, haklarının farkında olan bireyler, talep ederler çünkü. Düşünce özgürlüğü talep ederler, yaşam standartlarını belirleyebilme özgürlüğü talep ederler, hukuk talep ederler, adalet isterler, Osmanlı’nın devamı olduğunu savunan akıl sağlığı müphem bir reisin kendisini önemli görme-gösterme çabalarına ithafen yaptırdığı ak-saray’a itiraz ederler, üç tane ağaç için Taksim’de ölümüne direnirler ülkelerinin sürüklenmekte olduğu felaketin farkında oldukları için itiraz ederler. Sorun çıkarırlar, iktidara ve zihniyetine sorun çıkarırlar. Zihniyeti kuruyası diktatörlerin hiç işine gelmez öteki olarak nitelediklerinin yükselen sesleri.

Düzenli bir şekilde yok ediyorlar gelecek nesillerin bir başka vizyona sahip olma ihtimalini, tiyatroları kapatıyorlar mesela, binaları satıp sahneleri kapatarak ve yerine hiçbir şey koymayarak. Son örnek Ankara Şinasi ve Akün sahneleri, sezon sonunda kapatılacak yıkılarak  yerine otel inşa edilecek. Tiyatro eğlenceli ve güzel bir metod çünkü zihni açıp insan olma bilincine ulaşmak için. Varolan düzeni eleştirme cüretine sahip, hafazanallah! İktidarı ve icraatlarını eleştirebilecek ve bunu yüksek sesle söyleyebilecek her şer yuvası yok edilmeli. Şinasi ve Akün sahnelerinin kapatılması ile  Ankara Devlet Tiyatrosunun kalbi sökülecek. Bu sahnelerin kapatılması iktidarın sahip olduğu zihniyetin ne ilk örneği maalesef ne de son olacak.

Ülkem için çizdikleri yol haritası buldukları her yere cami dikmek, yer bulamayınca gasp edip gene cami dikmek, parkı bahçeyi koruyu talan edip  cami dikmek, sanırım bu ülkede kişi başına bir cami düşmedikçe cehennemi boylayacakları müjdelendi kendilerine, Milli Eğitim Müfredatının içini tamamen boşaltıp on yaşındaki çocukların akıllarına cennet cehennem tasvirleri dikte etmelerini, amansızca cami yapmalarını başka türlü açıklayamıyorum kendime. Tiyatroları, kültür merkezlerini kapatmak, yerine hiçbir şey koymamak nitelikli, eğitimli ve belirli bir seviyenin üzerinde kültüre sahip insanlardan korkmak olarak kayıt düşüyor zihnime. Aklını kullanma yetisini bütün sözcüklerinin sonu Allah’a varan arap dilini sökmeye çabalarken kaybetmiş bir zümrenin kendinden olmayanı yok etmek için sinsice ve sistematik bir şekilde yaptıklarını seyrediyoruz  ülkemde. Çamlıca tepesine; uzay bilimleri merkezi, dünyanın en büyük kütüphanesi, üstün yetenekli çocuklar için bir okul, nitelikli eğitimin verildiği bir üniversite, opera bale tiyatro salonları ile büyük bir kültür merkezi filan yakışmazdı zaten, Çamlıca tepesinin fıtratına tersti muhakkak uzaydan görülebilen cami dışında bir şey inşa etmek. Yaptım oldu kafası, hukuk sorun değil uydurursunuz bir şekil, uymazsa toplarsınız “üç-beş Mehmet için toplayamayacağınız” meclisi çıkartırsınız uygun bir kılıf, oldurursunuz zaten.

Kültürü ve sanatı yok edin hem de  gözümüzün içine soka soka pervasızca, kapatın sahneleri oyun falan sahnelenmesin, zira sorgulamayı becerebilen insanların kelamları ses olarak can bulup yansıyor seyredenlerin akıllarına, birinin zihninde bir düşünce filizlenirse kırar kalıbını belki durur dimdik karşınızda, kapatın, nasıl olsa yaptığınız her şey kâr kalıyor yanınıza. Kimse sormuyor soramıyor yediğiniz herzenin hesabını. Boş beleş adamlar kumpanyası muhalefet su taşıyor değirmeninizin çarklarına. Genç dimağların tekerinize çomak sokma ihtimaline karşı yok edin kültürü ve sanatı. Zira düşünmek ve sorgulamak haşa en büyük günah kitabınızda ve dahi huzurunuzda.

Adam başına bir cami düşene kadar durmayın aman ha! Sakın ha! Zira o kadar çok kul hakkı haram yediniz ki; Allah uğramıyor yaşadığınız mekanlara.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir