Dünyanın Bütün Çiçekleri Bir Saksıya Gömüldü

Eskiden, çok eskiden kapısı bahçeye açılan bir evim vardı. Penceresinden baktığımda hislerim kıyıya vururdu. Güneş parçalı bulutların arasından belli belirsiz parıldardı. Sabırsızlıkla her anı yaşar, daldan düşen her yaprağı incitmeden toplardım. Uzanıp esmer tomurcukların gölgesine uçurtma uçururdum. Bahçemde özgürce kök…

Beklenmeyen Misafir

“Beklenmeyen misafir”dim Gök alev kırmızıydı en yağmurlu gününde Çünkü ben geldim Hasret, mesafe kadar kısa bir kelime İçten içe çürüyen bir ağaç gibi Aylar sonra gösterdik yıpranmışlığı Budandık diyemem ama katledildik Hiç beceremedim ayrılıklardan sonra el olabilmeyi hiç beceremedim seni…

Kışı Beklerken

Kedi gibi mışıl mışıl uyumak  istiyorum sıcak bir sobanın yanında Gelen giden umrumda olmasın Ihlamur kokusunda fokur fokur fokurdasın iki kılçık hayallerim. Başımın üstünde telaşlı bir hanımnine, Kestane taşısın kuzineye. Bazen huysuz bir kuş konsun pervaza, Bazen varlığımı hatırlatsın bu…

Bizi Çay Kurtarır

Senden yine gittim Bir daha geri dönmek üzere Döndüm de. Sanırım yine gideceğim Biz ortalarda buluşmadığımız sürece Ben hep gideceğim. Ve senin bundan hiç haberin olmayacak. Senin sürekli haberli olma durumunu düşünüp Geri geleceğim. Sen bi haber olacaksın Kısır döngümde…

İki İhtiyar Taşkın

Parmak izleri taşır milyon kamyon Sevgilere aracılık eder Hasret götürür  Heyecan taşır, ağırlığı bir milyon ton. Yollar şahit, Emeğe, gidip gelişlere Saf sevgiye Yeniden sevmelere,  Biraz da gidişlere. Siz hangi tarafındasınızdır şimdi aşkın? Biz arafında kalmışızdır, İki ihtiyar taşkın.

Oda

Hüznü yaşarken karanlık odada, rutubet kokusuyla birlikte dökülmüş sıvaların ardından kokular geliyordu burnuma. Hastalığın pençesinde, yatağında sabahlara kadar uyumamış insanların ter kokuları..                               Ciğerlerinde dolaşıp dışarıya…

Güzden Yollar

Güz akar, güz döner. Dağlar aşılır, Kilometreler her yaşanmışlıktan bir iz taşır. Ömür katılır yollara, Yollar kimi zaman tek kişilik bir alabora. Umutlar tükenir, yüz üstü bırakılır tonla kelime Sözler unutulacak bir süreliğine. Umutlar yeşermeden evvel yazılacak deftere “Gitme, kal, yalan…

En Baştan

Uzun yollar tüketeceğiz, Vakitler hızlı geçecek, Tadına doyulamayacak hiçbir şeyin. Bitmek bilmeyen bir sarılmanın sessizliğinde Tek bir soru-nun yeteceği bir anda Yeniden, en baştan seveceğim seni.

Hapis

Ruhum kaybolmuş Zihnim bir zindanın kıyısında Müebbete ersem diyorum  mesela Gün ışığı beni benden aldığında Ah müebbet neredesin? Kaybolmuş benliğimin ulaşacağı mutluluk Korkusuz korkunun yaşında bekliyorum seni Kaybettiğim ruhumu getir bana Al sonra götür beni Zihnim çıksın zindandan Vursun bir…

Yalnızlık Adına

Yalnızlığın hissedilir halidir üzen aslında bizi. Ya da kendimizi yalnız olanın yerine koymak yeteli  bu burukluğu hissetmeye. Kimi yalnızlıklar içimizde kimi bir şehirde, bırakılan bir sandalyede. Neyse hayat kalabalıklaşmaya zorlarken bizi, yalnızlığı her gün daha da yaşayanlara gelsin bu da.…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDERME

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Kasım’a kadar gönderebilirsiniz.

38. Sayı için tema: “Zam-an”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.