Erkan Bey

by • 7 Ağustos 2016 • Öykü, RıhtımYorumlar (0)725

Erkan Bey

Fotoğraf: Neslihan ÖNCEL

“Tamı tamına bir yıl oldu” derken sesi titriyordu, sağ eliyle sol kolunun omzuna yakın bölgesini sıkarken, Perihan Hanım’ın. Karşısında, haftada en az üç gün görüştüğü ve dertleştiği, kendisine dost bildiği komşusu oturuyordu. Perihan Hanım çayları tazelerken, komşusu kısık bir sesle sordu, “Şu an hâlâ odada mı?”

Erkan Bey, kendisini kilitlediği odadan dışarı çıkmama kararı aldığından bu yana, tam olarak, bir yıl geçmişti. Kendisini oturma odasına kilitlemiş ve geceleri kimseler yokken kişisel ihtiyaçlarını gidermek için bir kaç dakikalığına evin diğer odalarına uğramaktan başka bir şey yapmıyordu. Eşi Perihan Hanım, bu durumdan oldukça şikayetçi olsa da Erkan Bey odadan dışarı çıkmaya ikna olmadığı gibi, kendisiyle iletişime geçmeye çalışan birisi olunca, çığlıklar atıyor ve kendini kilitlediği oda içersinde bir şeyleri devirip başka şeyleri de duvarlara fırlatıyordu. Son bir yıldır ne çocuklarının ne de eşinin yüzünü görmüştü. Bir oda dolusu kitabı ile birlikte, sosyal yaşamdan izole olarak yaşıyordu. İçerisinde bulunduğu durumu çözebilecek bilginin bu kitaplardan bir tanesinde olduğuna ve onu bulduğunda hayata dönebileceğine inanıyordu.

Perihan Hanım’ın bu zor günlerinde ise karşı daireye komşusu taşınmıştı. Çocukları hafta içi günlerde kendisini ziyaret edemezken, emekli öğretmen olan komşusu, Perihan Hanım’ın bu zamanlarda bulabileceği en sağlam dost olmuştu.

Perihan Hanım komşusunun sorusuna gayet normal bir ses tonuyla yanıt verdi, “Evet. O odadan dışarı çıktığını gören yok. Bazen o kadar sessiz oluyor ki hayatta olduğundan şüphe ediyoruz. Sesleniyoruz ve yine çığlıklar atmaya başlıyor. Keşke hiç girmeseydi şu ticaret işine. Ne var ne yoksa tek bir günde kaybetti. Babası ne ektiyse, o biçemeden kurda kuşa yem etti. Çocuklarımız çalışmasa hâlimiz harap olurdu.” Komşusu bu yanıtı daha önce defalarca kez dinlemişti. Perihan Hanım’a moral olması amacıyla “Ama yine de bir umut var, değil mi? Dolandırıcıları bulundu demiştin?” diyerek arkasına yaslandı.

O esnada, cama yağmur damlaları çarpmaya başladı. Çok da serin olmayan bu günde, açık tutulan pencereyi kapatma vakti gelmişti. Perihan Hanım “O davaya çıkacak adam bulursak, bir ihtimal var… Görmüyor musun? Dava bugün ve odasında kendisine işkence eden o adam, şu an burada değil, mahkeme salonunda olmalıydı. Çocukları da yönlendiremiyoruz ki… Haklıyken haksız duruma düşmezsek iyidir!” derken pencereyi kapatmak için yöneldi. Henüz birinci adımını attığı anda tansiyonu düştü ve muazzam derecede baş dönmesine sahip oldu. Sol eliyle sehpaya dayanarak ayakta durmayı başardı. Komşusu hemen ayağa kalkarak Perihan Hanım’a yardımcı oldu ve koltuğa oturmasını sağladı. Sonra da hızlıca giderek pencereyi kapattı.

Komşu pencereyi kapattığı esnada sağ elini gerdanlığına götürerek iç çekti ve “Perihan, bu mahalleye sapıklar dadanmış. Şu adam daha demin sizin evi dikizliyordu” dedi. O esnada adam ana yola çıkan yokuşta ilerliyordu. Sonra durdu ve tekrar pencereye doğru bakmaya başladı. Komşusu korkuyla “yine bakmaya başladı bu adam” diyerek Perihan Hanım’ın yanına geldi. Perihan Hanım, ev sahibi olduğu için mi yoksa genetik olarak komşusundan daha cesur olduğu için mi belli değil, pencereye doğru gitti ve kendilerini izleyen adama baktı.

Gözlerinden birkaç damla yaş süzülene kadar pencere başında bekledi. Erkan Bey ile Perihan Hanım’ın bakışmaları bittikten sonra, Erkan Bey yürüyüşüne devam etti. Başını bükerek yerlere bakmıyordu. Başı dik, gözleri bir sonraki hedefine kilitlenmiş ve kendinden emin bir şekilde ilerliyordu. Perihan Hanım sevinç gözyaşlarını komşusuyla paylaşırken “Evet” diyordu, “Yine de bir umut var.”

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir