Satir

‘’Tüm koyu mavi gece boyunca çeşme, tek başına şarkı söyledi; Satir’in taşa oyulmuş uyuşuk kalbine doğru söyledi. Çeşme şarkı söyleyip durdu ancak Satir hiç canlanmadı ve heyecanlanmadı; sadece boş cennetteki harika beyaz Ay onu duydu.’’ -Sara Teasdale Çok duygusallaştım, öyle…

Haklı Kader

Patatesla Kabuğumu soydu önce. Dilimledi, ince ince. Sobanın üstünde kızarttı. Yanık izlerimi bıraktı öylece… Patates etti bizi, patates! Önce kabuk atarlandı tabii “bizi niye yakmıyon da gömüyon.” Sobanın üstüne dizilen dilimler ayrıldı kuzey-güney diye. Güneyliler isyan etti “yanıyoruz lan!” –…

Mazide

Kim bu karşısında gecelerce seyreylediğim suret? Kim bu aynadaki kendimin büyük yabancısı? Beni dünyevi ıraklar ötesine atan, can çekiştiren bu gafil kim? Saçımdaki beyazlara saklanmış çehremin tüm aydınlık tarafı. İnci dişler her yıl saçılacakmış birer birer üstelik de acı acı.…

Bir Bilinmeyenli Hikâye

Bir bilinmeyen, ışık tutabilir mi geleceğe içindeki onca hikayeyle? Saydam bir hayat, diyorum, cam fanus içerisindeki bir tiyatro değil midir? Gözler önüne serilmiş yaşamlar… Doğmak ve ölmek; bugünlerde yaşam, bu iki noktanın arasında bir doğru oluşturamayanların gölgesinde varlığını sürdürüyor. Gölgeler…

Basamak

“Unutmak geleceğe adım atmanın ilk basamağıdır.” Bu sabah hiçbir şey olmamış gibi ayağa kalktı. Sanki uyumamış, sanki alarm çaldığı için uyanmamış, öylece belirmişti yatağında. Gözleri güneşi fark ettiğinde ruhu bedenine geri dönmüş gibi duruyordu. Sanki biri şalteri kaldırmış ve başlamış…

Bir Rüya İçin Bir Ağıt

Apartmanın holünde buldu kendisini aniden. Gökyüzünün rengine bakılacak olursa güneşin doğmasına az bir vakit kalmıştı. Üst kata çıkıp camdan dışarıyı seyretti. Yağmur yağıyordu, sessiz. Fazla kalmadı camın kenarında, aşağıya indi ve tartışan iki adama rastladı. Oralı olmadı ve evin demir kapısını açıp…

Beklenti’sizlik

‘‘Uyarı: Dikkat, hissizleşme tehlikesi!’’ Her geçen gün kendinden kaybettiklerinle ulaşırsın hedefe, çünkü beklentilerindir seni sen yapan değerlerinden biri. Önce sessizleşirsin, sonra yavaş yavaş yabancılaşırsın kendine…  Hayatın kıyısına çekilip küflenen duygularını ve çürüyen ruhunu izlersin. Geriye kalansa sadece posadır zaten. Sıfır…

İçime Dökülen Irmak

Bir boşlukta yalpalıyor göğsümdeki kuş. döndürülen cesetler gibi naif; incecik bilekleriyle hayat, alacaklı alacaklı çalıyor kapımı. Ben diyor, biraz ecel biraz da ölü doğumluyum. Kelimelerimi örtüyor tanrının etime giydirdiği bu kavruk deri. Kelimelerden ibarettim ben, asma bahçelerinde yanık birer ağıt,…

Üç Şehir Taşra

Şimdi bir yalnızlıktır, alıp başını giden. Giden tek başınadır yolunda, yalnızlıksa iki kişiliktir bazen. Ütopik mutluluklar geride kaldığında kapanır perde. Oyun biter. Böylelikle herkes gider. Sessizlik hakim olur. Sessizlik; dikta yönetimi, unutulmuş bir gezegende. Gün olur bazen, hafta olur, ay olur, yıl…

Merkezkaç Kuvvetine Karşı Direnmek

‘‘El âlem ne der, hapishanesi’’ El âlemin ne düşündüğünün sancısıyla hayatını berbat edip bunalımlara girmek… Şüphesiz ki bireyselleşemediğimizin en büyük kanıtıdır. Çoğu insan bu hapishanede tutuklu olduğunun farkında bile değildir. Kendi duygularınızın “el âlem”in düşüncelerinden değerli olduğunun farkına vardığınızda kapıların…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDERME

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Kasım’a kadar gönderebilirsiniz.

38. Sayı için tema: “Zam-an”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.