İnsanın Buğday Kaderi

Sistemin kendisi, büyük ağır taş değirmen Habersiz, buğday taneleri, taş üstünde dönerken Yanındakine caka satacağım sevdasıyla, Sırası gelince, usulca ezilen Un olup, çuvallara (kefenlere) giren Ey olgun başak, bilgiyle doldukça insan da, senin gibi başını eğer! Cahil insan toy olduğu…

Kuyruk

Kırık makas kesmiyor sandım Dağılmış kaslarım erimiş şeker kıvamı Ağıma takılan her balık olur mu razı ölüme Bu kaçıncı merdivendir düşerek çıktığım Yıkmak aslında bazen iyi bazen kötü Hayaller mi duvarlar mı neden bunca gürültü Yakmak atmaktan daha erdemli kıymetli…

Yol

Yol ilerlemeye başladı Ve etrafında ağaçlar var yolun Henüz kamuya açılmamış yol Hâlâ kenarı ağaçlı. Aydınlığa gidiyor yol Ayrımında bir ayna, Aynada eli silahlılar Aynanın karşısında ise sadece kalem tutan insanlar “Ben yazıyorsunuz sanıyordum!” dedi Durdum, kulak kesildim Ama o…

Hayata Güvenmek

İnsanlığın çoğu için kabul etmesi her ne kadar duygusuzca gelse de bizler analiz mekanizmalarından başka bir şey değiliz. Yaptığımız her hareketin bir anlamı ve beklentisi var. Kendine güveni yüksek olduğu düşünülen insanları, şimdi bir de hayata güveni yüksek olarak ele…

Sen ve İstanbul

Bir deli İstanbul vuruyor penceremin camına Gözlerim seçemiyor yağmurlarını Hava soğuk, yanım ayaz, gecelerim sana Ulaşamıyor yorgun sesim kulaklarına Sen yine, o çok kalabalık yabancılıkta İnsanoğlu vahşi, Ruhum karışamıyor savaşlarına Doğuştan yenik, Doğuştan küçük ellerim Yetişemiyor şehrin yazgısına. Bir deli…

AVM’de Kâbus

Ne olduysa AVM’nin açılış töreninin ardından oldu. O gün varlıklı müşteriler dünya markalarının satıldığı mağazaları doldurmuştu. Her şey yolunda görünüyordu. Fakat çok geçmemişti ki insanlar yüzlerinde huzursuzluk, gözlerinde korku kaçarcasına terk ettiler gösterişli devasa binayı. Çıkanların elleri boştu; ne bir…

Kayıp

Gökyüzünden biçilen kaftanı Yeryüzünde giyen ben Bıraktığım kadardır izim dehlizlerde Dereye yazılmaksızın atılan taş Ağıt olur çelikten gökdelenlerde Lime limedir başımdaki kalpak Kaypak bir derdin sinesinde Kaybolan akrepleredir hüznüm Hangi derdin neresinden tutayım Ağaç kütüğe dönüştü AH. Kaybetti yolunu silahlanmış…

Homo Deus

İnsan, diğer canlılar ve evren, kusurlu döngüler içinde… Evrim teorisinin kabul gördüğü her yerde evrenin bu döngüsü anlaşılacaktır bir gün. Zaman aktıkça yaşamın, evrimin, değişimin ve tekrarının devam ettiği; yepyeni hiçbir olayın ve varlığın söz konusu olamayacağı fark edilecektir muhakkak.…

Bir Düş

Zaman zaman, Göz bebeğimde gündüz Göz kapağımda geceyken zaman, Ben uzayın karanlığını bükmeye çalışırdım, Sen, pırıl pırıl parlayan bir çoban yıldızı olup Gözümün belirsiz yuvarlağını delip geçerdin. Çıplak gözle bakılamayacak kadar aydınlanır ve ansızın ısınırdım. Uçsuz bucaksız karanlıkta plansız manevralarla…

Hanım

Askılıktaki birkaç çamaşır, kurumakla ıslak kalmak arasında arafta. Arada bir, sanki ilahi bir mesaj almışlar gibi kıpırdanıyorlar hızlıca.  Sonra bir bakmışsın, uyandırmadan ilahi gücü, yavaş yavaş dönüyorlar durağanlığa.  Benim için en huzur verici hâlleri, yaşamın ritmine uymuş da dans ediyorlarmış…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.