Duvar

by • 8 Mayıs 2014 • Deneme, RıhtımYorumlar (0)1085

Yaradılışımızdan bu yana insanoğluna sürekli sınırlar konulmuş. Bu sınırların sebebi ise, dünyaya gelişimiz esnasında ruhumuza karışan ve nefis olarak adlandırılan duygular bütünüymüş. Zaten bu duygular bütünü olmasa bu hayat da var olmaz imiş. Sonuç itibariyle “doğru ile yanlışı ayrıma ağacındaki meyve” yenilmiş. Şimdi ise, var olan düzeni korumak, bizlerden önce gelenlerin uyum içerisinde yaşaması için geliştirdiği kavramları yaşatmak şart olmuş. Bu duruma genel olarak “Ahlak Duvarı” diyebiliriz.

Ahlak duvarını inşa eden insanların yanı sıra tinsel yargılardı. Bu sebepten dolayı, yeryüzünde varlığını sürdüren her türlü varlık, mevcut uyumu bozmamak için 4 duvar arasında sıkışıp kalmıştı. Asıl amaç, dünya üzerindeki ortak mutluluğa ulaşmak olsa dahi, bu hiçbir zaman mümkün olamazdı. Unutmayın ki ortak kültür yoktur. Bölgesel kültürler vardır ki, bu kültürler de bölgesel ahlak duvarlarını inşa ederler. Ortak kültür ya da ahlak duvarı için tek bir din ve tam inanç gerekmekte ama bunun da olabileceğini bu yüzyıl için düşünmemekteyim.

Peki bu ahlak duvarlarının farkında olmak ve onları aşmaya çalışmak bizlere ne kazandırır. İnanın bana, bireysel mutluluk ve huzur o duvarın ardında aranmalı. Çünkü bireyler ahlak duvarlarından çıktıktan sonra kendi duvarlarını örerler ve bir kapı koyarlar. Ziyaretçilerine, sadece onların kabul etmek istedikleri ziyaretçilere, bu kapıyı açarlar ve kendi sınırlarını tanıtırlar. Bu şekilde bireysel ahlak duvarları oluşturulmuş olur ve günümüzde herkesin birer dairesi olmuş durumda.

Gördüğüm  en güzel durum, günümüzdeki kişilerin duvarlarını yıkılamaz yapmamaları. Alışkanlıklar değişiyor, eskiden süre gelen salt yasaklar yıkılıyor ve toplum içerisindeki bireyler, kendi duvarlarını tekrar tekrar, genişleterek, tekrar örüyorlar. Elbetteki bizlere sınırlar gerekli, çünkü özümüz bozguncu. Ancak, bu sınırları bireylerin kendi farkındalıkları ile belirlemeleri inanılmaz derecede güzel bir şey.

Bugün yapılabilecek tek yorum şudur; sizlere ahlak duvarlarını ören insanlar da sizler gibi özü bozguncu olanlardır. Eğer hatalarla bir ahlak duvarı örecekseniz, bunu kendi hatalarınızla örün. Tinsel açıdan bakıldığında da her koyun kendi bacağından asılacakken, sen niye başkasının lafına, sınırlandırmasına bakarak kendi kişiliğini belirleyesin ki?

Elbette ki başkaları da çıkacak ve diyecek ki, asıl olan bizim yolumuzdur, bizi takip et. Düzen ve disiplin getirebilir bu yol ancak bireysel mutluluk gelecek mi, iyi düşünün. Bu dünyayı bir kere ziyaret ediyorsunuz, kendinize eziyet ederek geçirmeyin.

Aslında herkesin aklında dolaşan bu fikirler bir gün daha da değerlenecek. Bir gün gelecek ki, sokakta tanımadığımız o adama/bayana selam vereceğiz. O gün geldiğinde düşene tekme atana değil, el uzatıp yardımcı olana alkış tutulacak. O gün geldiğinde geçmişimizdeki bizleri ayıplayacağız. O gün geldiğinde hatalarımızı kucaklamaktan vazgeçip, huzura bir adım daha yaklaşacağız.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir