Saçlarını Son Kez Taradığım

Ondan saçlarını ve hikâyesini hiç bilmediğim en önemli saatini aldım. Saçlarını son kez okşadığımda “Daha aşağıya inemezsin, orada bitiyor” deyip ağlamaya başladı. “Hem sen kısa saç sevmezsin” dediğinde, vicdanımda eğer tarifini herhangi bir kelimeye sığdırırsam kendimi pazarlamış gibi hissedeceğim bir acı…

Bahçedeki Ağaç

Üç sokak ötede bekleyip duruyordu Görünce ansızın bir uğultu sarhoşluğu Yokuş aşağı/ belki kördüğüm kaçamak Ey zamanın akranındaki o damgalı yüz Bir utanç gibi döküyor yaprağını -Bahçemdeki ağaç Sonra darmadağınık bir akşamüstü Gölgelerin ürkek ürkek uzayıp gittiği Bir perde çekip…

Yalnızken

Durup durup düşünmeler çoğu kez istemsizce Yaşanılacak ne varsa dünde ölmüştür Elbet üşüyen biri bulunur aylardan olsa da haziran Bir şiir büyür kalpten beşikte, sessizce Bir ıssız, kimsesiz yalnızlık çıka gelir Kapıdan kovsan da bacadan girer içeri Öyle bir an…

Bilincindeyim

Bugün günlerden bir gün Kaptanın düşüncesi beliremiyor sularda Her yeri bir şüphe almış Huzursuzluklarla ilerliyoruz dalgalarda Kendini bilmekle bilmemek arasındaki ince çizgiyi geçmek durumunda kaldım Geçtiğim anın bilincindeyim Kendime koyduğum teşhislerle Bilincin verebileceği her zerre acıyı hissettim Bilmek acı verir…

Gerçekler Üzerine

Babam işten eve geldi. Klasik selamlaşma faslından sonra yemeğe geçtik. Çorbalar içildi. Babamın başlattığı muhabbet üzerinde konuşurken bir sela sesi… “Es salatu ve’s-selamu” diye başlayan, içinde biraz korkuyu biraz ürpertiyi biraz da Hakk’ı hatırlatan o ulu ses. Sofradaki muhabbet yerini…

Oksijen Versin Bakışların

Sevinçlerim sonbaharda dalında durma pahasına çırpınan yaprak gibi Düşse yere çürüyüp unutulacak Takati de yok üstelik kalmaya Kalamaz artık ait değil o dala Gitmek isteyen o değildi Mecburdu Bir mucize olsaydı ya, zor muydu çok? Tekrar yeşerecek sevinçlerin Her sonbahar…

Arayış

Güneş, yarınki yaşamına yeni bir sayfa açmak ister gibi yavaş yavaş sönmeye yüz tutuyordu. Bense -adım Kemal- ev sahibiyle geçen günkü görüşmemizde bana tarif ettiği adresin yerini hatırlamaya çalışıyordum. Dilimin ucuna gelip duran ama adı bir türlü dişlerimin arasından çıkmayan“……”…

Veda

Sevgili Müjgân, Senden sonra birçok kez, birçok kişiye yazma girişiminde bulundum lakin hiçbir kelimeyi hiçbir kelimenin yanına sığdıramıyorum. Hani, ya kâğıtlar küçük geliyor ya kelimeler çok uzun; harfler hep taşıyor kâğıtların dışına. Aslına bakarsan yalan söylüyorum ve üşeniyorum. Şu sıralar…

Gamzeli Adam

Her gün hep aynı saatte bizim evin önünden geçerdi. “Gamzeli Adam” diyorlardı ona. Dilinde hep aynı şarkı: “Gamzedeyim, deva bulmam. Garibim, hiç yuva kurmam.” Elinde baston şemsiyesi, kafasında fötr şapkası ve takım elbisesiyle her gün aynı şarkıyı mırıldanıyordu. Başka şarkı…

Gözyaşı Kokan Bir Gecenin Artıkları

“Belki de beni artık sevmemenin nedeni, zaman içerisinde tam olarak istediğim kadına dönüşmendir” dediğimi hatırlıyorum. Sevdiğim tarzda kadınların benimle hep bir sorunu oldu. Beni sevmediler, yetersiz buldular ya da başka ihtimallere kendilerini kaptırıp gittiler. Derin bir iç çekiş duydum zamanla…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.