+18

Otuz yıl önce Sabah üç sularında eve girmeden önce son kez kustum. Soğuk havayı ciğerlerime çekip ayılmayı denedim. Başaramadım. Binanın çevresini dolaşıp üçüncü katta bulunan dairenin ışığının yanıp yanmadığına baktım, yanmıyordu. “Nerede bu asansörün düğmesi amına koyayım!” Asansörün ışığı sönüyor,…

Gün Gidiyor İçimden

Pişmanlıklarım solgun bir mavi rüzgâr Düşmüş peşi sıra ardıma. Soluklandığım sokaklarda çürümüş Koştuğum caddelerde dökülmüşüm. Attığım her adıma iki yol düşmüş Gittiğim her yolda biraz kalmışım. Kiminde bakışlarımı görmüşler Kiminde de sesimi bırakmış Boynuma acılar takıp gitmişim Öyle ki Bir…

Ağlama

Diz çöküyor bir bir tüm ışıklar Toprak dahi yere yıkılıyor Yere kıyılıyor bulutlarda içim, Lime lime, kar gibi… Ağlama! Zemzem bakışlı gözlerinde Gölgesiyle toparlanıp uçan Saçları sarı, sıcak kan Şeker çalan bir çocuk gibi Gözlerinde can atıyor, ağlama! Yetim mavinin…

Bir Garip Adres

Tuttuk derdin elinden, Bırakacağız gayrı artık Candan beri diyarlara… Bir taş al eline Araba yap kendine, Camlar çiz, Tekerler çiz, Işıklar çiz üzerine. Tüm yollar senin Sakın ardına bakma bile… Toprağa her sürüşünde Düşler kur kendi kendine. Çocuk ol işte…

Zaman Yok

Zaman Dayanmış zamansızlığın sınırına Bekliyor Düşmeden önce Dakikalar da geçmiş olabilir Saatler de Zaman düşüyor Yere mi bilinmez Göğe desen hiç değil Geriye aksa anlaşılmaz İleride ne var meçhul Zaman Zaman dedikçe Daha mı hızlı akar Denenmek ister Zaman, zaman,…

Koşullu Zaman

Şimdi otursam seninle neler anlatırdım neler üstelik bir çırpıda. Şimdi gelsen sarsam kollarını ağrıyan yerlerime diner yalnızlığım ve temmuz sancılarım. Şimdi sen gelsen böğürtlen toplasa ellerim diner dudaklarımın kırmızı susuzluğu ve içindeki şubat soğukluğu. Gelsen yürürüm seninle dev çınarların gölgesinde…

Hiç Gördün mü

Hiç gördün mü Kayan yıldızı Dilek tutulmadan Hiç gördün mü doğan güneşi Karanlık dağılmadan Her sevilen sevene bağlı Her an Aşk! Günü geceye Seni bana bağlayan Yazan: Hamza Ali Korkmaz Sayı: 38

Gökyüzü Çocuklarındır

Bir oyun oynayalım seninle O tertemiz ellerinle Gözlerini kapa yavrum Ve bildiğin tüm sayıları say Gözlerini açtığında Bitmiş olsun savaşlar Gelmiş olsun eski yerine O masmavi gökyüzü Yıldızlar ve ay Gözlerini açtığında Havada uçuşsun yine Rengârenk kelebekler, Çeşit çeşit uçurtmalar Ve…

Siyah

Livane’ye Gürültü kesildi, Cızırtılı şarkılar çalıyor meyhanede Bir de mezeci Osman’ın sesi. Yarım duble sonra ben de kopup giderim, Şehrin gürültüsü gibi. Beklenti yaratan şarkılar Bekleyenleri olmayanlar için Hep en son çalar meyhanede. Kapatıyor Osman sipariş faslını Gencecik yaşında sefil…

Zam’an Sen

Kurulmuş, zamansız bir saat ve içine konulmuş koca bir evren En durağan, durağansızlığı yaşıyor ruhun, bedenin ve gözlerin… Varlığının gerçeği, zamana hapsolma hissi ‘senlerin’, Senin bağımlılığının, senden bağımsızlığından ötürü Mutluluğun, öfken, sevincin ve sitemin! Zamanın eskittiği, geçersiz kıldığı, anlamsızlaştırdığı düşüncelerin…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.