Delege

by • 26 Ekim 2014 • Köşe, RıhtımYorumlar (0)940

Delege

Tamı tamına bir ömür verildi insanoğluna. İnsanoğlu yaşayacağı bu süre içerisinde, bir şekilde, düzeni elde etmeli ve diğer insanlar ile bu dünyayı paylaşabilmeliydi. Görüş bu idi ve bu zamana kadar yapılan tüm çalışmalar da düzeni elde etme isteğini gösteriyordu. Bu isteklerin berisinde bulunan başka bir şey daha vardı, anlaması zor olmasa gerek, adı da hürriyetti. Peki, neydi bu hürriyet?

Öncelikle, güçlü olanlar sahneye çıktı ve onları “düzen” kavramına göre değerler oluşturuldu. Sonra güçlüler kendi aralarında anlaşamadı ve kabileleşme kavramı ortaya çıktı. Bu durumu ise kentleşme ve devletleşme gibi akımlar seyir etti.

Devlet kavramı tamamen “adalet” kavramının oluşmasına sebebiyet verdi. Adalet kavramının Platon’un Devlet kitabında yeterince işlenebildiği tartışmalı. Ancak, “insanları yönetebilmek için ne para ne de güç kullanılsın, onlarla ortak fikirlerle (bizlere itaat edecekleri şekilde) alıştırmalıyız” görüşü de genişletildi. Şimdi korkulan, çekinilen ve ya buyruğuna girilen şeyler kişiler değil, tanrılar olmuştu. Tanrılar ile ilgili anlatılar da Homeros ya da buna benzer şairler tarafından dile getiriliyordu. Devletin başındaki kişilerin tanrısal özellikleri de mutlaka betimlenmeli idi.

Sonra devletler din anlayışını benimsediler ve toplumların din aracılığı ile nasıl yönetilebildiklerini keşfettiler. Her şey güzel ilerliyordu ancak öteki yandan gelişen teknoloji, farklı toplumların birbirleriyle iletişime geçmelerini kolaylaştırdı ve soğuk savaş dönemleri başladı.

Toplumlar bir şekilde içten içe yanmalıydı çünkü savaşmanın faydalarından çok zararlarından bahseden toplumlar ortaya çıkmıştı. Milliyetçiliğin yarım tanımlarıyla bir çok insan birbirine düşman edildi ve bir müddet daha itaatkar kısım elde tutuldu.

Şimdi ise, toplumu oluşturan insanlar, komedyanın gücüne sığındılar. Trajedinin insanları iyi bir şekilde etkilemesi ve savaşlara sürüklemesi mümkün iken, gıdıklayarak savaşa insan götürmenin pek mümkün olmayacağını gördük. Trajedi yanlıları ise ölmeye devam etmekte ve birileri onları da gıdıklamak zorunda!

Komediye sığınarak “Kahrolsun bağzı şeyler!” ifadesini kullanan zihinleri arıyorum şimdi. Meğerse bu komedide bizlere başka bir şeyler anlatılacakmış. Meğerse bir gün, insanlar aldıkları maaşların yetersiz olduğunu, bir hafta sonu ailecek pikniğe gitmek için zorlanmanın saçma olduğunu, seven kişinin sevdiğine bakamamasının hala ahlak duvarlarına sahip olduğumuzdan kaynaklandığını, yolda düşene bir tekme de bizim tarafımızdan atılmaması gerektiğini ve buna benzer birçok şeyi anlatacakmış.

Henüz konuşmayı öğrenememiş ve konuşulanları anlamayan bir bebeğin saf gülüşünü düşünün. O kadar içten ve mutluluk yayıcı ki, henüz dikte edilmiş kavramları öğrenmediği için o kadar mutlu ki…

Şimdi bir de aynada kendinize bakın ve gülen bir surat görün… Sırıtan? Tebessüm eden?

Hür olmayan gülemez demem ancak hür olandan daha zordur onların gülmeleri. Gülünecek şeyler bulacaksak, komedyamızı herkes ile paylaşalım.

Yine de unutmayalım. Hür olmak için diğer hürriyetleri yok saymak, yazının başındaki “adalet” kavramının incinmesini sağlar ve sonuçta iki tarafta da hürlük hakkında hiçbir şey kalmaz.

Veya bu anlatılanların tam tersidir hürriyet…

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir