Çoğunluğun Gücü Adına

by • 11 Ekim 2015 • DemlikYorumlar (0)729

Yeni bir kişi açamıyorum word belgelerimin içine, öyleyse yeni bir hikâye açarım ben de. Baştan başlarım yine başladığım noktaya geleceğim diye korkan bir çaresizlikle, yine yenilirim en büyük zaaflarıma, tüm gücüm tükeninceye kadar inkâr ederim kim olduğumu. Bugün, daha doğrusu bu akşam gerek duydu açığa çıkmaya yalnızlığım, haykırışlarım. Çünkü sen bir hayalden ibarettin bir yanılsamadan. Yanlış kararlarımın sonucuydun, hayal dünyasında yaşamamın ürünüydün. “Böyle yaşamayı ben seçtim belki” deyip yıllar sonra kabul ediyorum, kucaklıyorum bütün hatalarımı ve en sonunda diyorum ki; “Bütün olanlar benim seçimimdi”.

Üniversite hayatım boyunca doğru düzgün tanımadığım bir adama platonik âşık olmak benim seçimimdi, benim seçimimdi yıllarca hayallerin gerçeğe dönüşmesini beklemek, çünkü böyle demişlerdi: “Romantik-komedi filmlerindeki gibi bir çift olacaksınız.” Ben de inanmıştım, görmemiştim gerçek bir ilişki daha önce, ne anne-baba ilişkisi ne bir akraba. Herkes bekârdı, bense gerçek aşkı bulmaya umutlu bir Hollywood filmleri bağımlısı. Hayatındaki her şeyi, sonunda mutlaka bulacağına inandığı beyaz atlı prensine kendini beğendirmek için yapan, sesli olarak aşk hakkında konuştuğunda bunu sonuna kadar saklayan, içinde sürekli bekleyen, bekleyen, ama durmadan bekleyen… Sonunda kafasında kalıplaşmış karaktere kendini yaklaştırmaya çalışıp bütün kızlar tarafından beğeni kazanmaya çalışan birine kanan, yıllarca acı çeken, sonunda paranoyak davranışlarıyla herkesin dönüp baktığı insan. Evet, bugün bu konumdaydım, ama biliyordum ki bunun sorumlusu ben değildim, o lanet olası filmlerdi. Nasıl hepimiz aşina olduğumuza meyilliysek, ben de daha önce hiç gerçeğini görmediğim için sahte olan televizyon/film aşkına meyilliydim. Yıllarca onu bekleyip tıpkı filmlerdeki gibi sonunda onu kazanmayı planlıyordum. Pişman olacaktı; bendeki büyük potansiyeli görüp âşık olacaktı, beni tekrar kazanmaya çalışıp kapımda köle olacaktı. Yağmur yağacaktı hatta tam kavuşurken işte o son sahne, sonsuza kadar mutlu yaşayacağımızın kanıtı o son sahnemiz. Ağlayacaktı tanık olanlar “Bu ne büyük bir aşk, helal olsun!” diyeceklerdi, hiç ama hiç kimse yerimi tutamazdı. Esas oğlan anlamıştı; tabi bunların hepsi küçük uyuşturulmuş kafamın içindeydi. Sorunumu kendim yaratmış, bu batağa kendi hayal gücüm yüzünden saplanmıştım. Eli yüzü düzgün, ailenize, arkadaşlarınıza tanıştırdığınızda gurur duyabileceğiniz, el ele dolaşırken bir savaş kazanmış lider edasıyla etrafınıza “Ben kazandım!” bakışları atabileceğiniz bir adam, işte bütün mesele bu. Böyle bir adam çıktı mı karşınıza, yani dıştan iyi cilalanmış, fiyakalısından hemen hayal dünyanızda yer bulurdu bu adam. Hele bir de kader denilen şu meret size bir kaç oyun oynamışsa ve siz de bu oyunları “Benim kısmetim bu adam!” mottosuna yormuşsanız; işte o zaman bittiniz. Hayatınızın dış dünyadan kopuk, hep bir bekleyiş içinde geçecek yıllarına hazır olun, onu beklerken ona layık olmaya çalışmak için değişmeye çalışacak, değişmeye çalışırken de etraftan ve tüm çevrenizden kopacaksınız. Sadece bekleyeceksiniz. Dişçiye geldiğinizde oturduğunuz koltuğu düşünün, o koltuğa oturup bekliyormuş gibi. Sadece beklemek birkaç yıllığına… Gelmeyeceğini anlayınca… İşte orası baya zor. Tamamıyla kimlik dışına çıkmak, başkalaşmak…
Kısa süreli küçük çaplı hafif bir çıldırmak. Hayattaki amacımızın yalan olduğunu anlamak. Bir aşk yüzünden -hem de platonik- kimlik değiştirilir mi, hayattan kopulur mu demeyin. Bir gün, bir yabancının anlamla derinden bakan gözlerinin tesirinde kalmış hayalperest bir üniversitelinin nasıl büyüdüğünün hikâyesi deyin sadece. Çünkü aşk da pembe duvarlı, pembe halılı odalarından çıkıp, gerçek hayata tanık olmaya başlayan kızların farkına varmalarının sebebidir bazen gerçekliği kavrayarak ve içten anlamalarıdır bu dünyayı. Sıradan ve gençlik hevesi isyanı gibi gelebilir bu satırlar; bana kalırsa biraz ergen, fazlaca çoğunluktur bu haykırışlar.

Yazan: Eylül Ünverdi

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir