Boş Düzah

by • 8 Ekim 2017 • Rıhtım, ŞiirYorumlar (0)137

Kamer devranı çalıyorum dombıramı,
Giryan kalıyor geriye, bir tek giryan.
Dahası boş cennet, boş düzah,
Dem akıyor zulmette, şem perişan.
Bir içtenliktir, yazılıyor nameler,
Seher vaktine, yâd ediliyor zerrin kadeh çiçekleri.
Baran başlıyor derken gürleşiyor yaseminler,
Gitmelere soyunuyor ve kırılıyor hameler.
Ah çekenler; ellerinde kadehler, kederli bir gece.
Hu çekenler; Divanyolu’nda türbede.
Kimisi de Sezar; üstünlük taslıyor Pompey’e.
Köle olduğum bu iskelede, kutsasın diyorum Joseph ruhumu,
Nükhet bassın, abad olayım.
Mevsim kalıyor geriye, tenimde kalıyor ruhum,
Yüzümü bir kez de şamdan bulayım.
Ve kana bulayayım tırnaklarımı,
Asır öncesi öldürdüğüm çocuk haykırsın.
Dönersem namerdim, ağlarsam cüzzam,
Pişman olursam, etim; beş kuruşa satılsın.
‘Olmadı’ diye başlayan gazeller çürüsün,
Dökülsün bir bir, zemherinin yaprakları.
Sonrasında açsın ezan çiçekleri,
Boynuma geçerken ip, gelmeli kulağıma;
‘Tekbir!’ sesleri,
Görmeliyim arefe günü, o asileri.
Vakitlerden eşref vakti ve sızlıyor dombıram,
Fecr oluyor sonra,
Birden kopuyor kıyamet,
Günaha bulananlar bir yanda, bir yanda fukaram.
 Sahi kaç defa edilebilirdi bir tövbe üst üste?
Kaç defa takılırdı halhal bileğe?
Ve kaç defa acırdı Halık; halime.
Şimdi gönül, yasaklı bir hınzır,
Hudutlu bir harem.
Bu kadar ıslah edilmemiş ibad varken,
Katlediliyor yürek, menzilinde sızı; içten.
Cebimizde kesilmiş makbuzlar, gündelik işler,
Geldik, gördük ve gidiyoruz,
Tanımadığımız bir şehirden.
Bıkmadan umut satıyoruz ma’lul halimizle,
Okuyoruz ölülerin ruhlarına, bir hevesle.
Tek derdimizmiş gibi koyuyoruz adını ‘sevda’,
Tükeniyor kalemimiz, herkesleşiyoruz sonra.

<a href="http://www.youtube.com/watch?v=R8isnWHdj40?hl=en"><img src="http://rihtimdergi.com/wp-content/plugins/images/play-tub.png" alt="Play" style="border:0px;" /></a>

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir