Blade Runner

by • 9 Ekim 2016 • Film İncelemeleri, SinemaYorumlar (0)630

blade_runner_anim_g_burley1    1982 Bilim-Kurgu hayranlarının yılıydı. Sinemada, The Thing, Star Trek II: The Wrath of Khan, E.T. gibi döneminde popüler şimdi kült olan filmler gösterime girmişti. Bilim-Kurgu edebiyatta, William Gibson ile başlayan siberpunk kültünün miladı idi… Philip K. Dick‘in, ilk 1968‘de yayınlanan Do Androids Dream of Electric Sheep ?(Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?) Romanından kanımca en iyi Ridley Scott filmi Blade Runner gösterime girdi. Özünde Film Noir biçimiyle fütürist bir dedektiflik hikayesini dönemine göre olabilecek en soyut haliyle ele alıyordu. Senaryosu, Hampton Fancher ve Unforgiven ile 12 Monkeys senaristi David Peoples tarafından sinemaya adapte edilmişti. 2019 Los Angeles’da geçen öyküde Rick Deckard (Harrison Ford) isimli kahramanımız zorunlu üstlendiği misyon üzere ‘Kopya’ adı verilen Android’leri avlıyordu. Dünya dışı bir madende çıkan isyanda insanlar öldürülünce yeryüzüne firar edip dağılan insan zevahiri katil robotları avlamak farz olmuştur. Ancak polis yetersiz kaldığından iş Deckard gibilere devredilir. Kopyaları üreten ve sahibi olan Tyrell şirketini ziyaret eden Deckard burada Tyrell’in yeğeni olan Rachael (Sean Young) ile tanışır. Şirket binasının piramit biçimi ve Tyrell’in ultra modern dairesinden hiç ayrılmaması manidar. Rachael aslen bir kopyadır. Tabii bu ortalarda birinci ağızdan beyan edilir. Tyrell ölen yeğeninin anılarını kendisi için özel tasarladığı bu Android’e aktarmıştır. Rachael tesadüf eseri Deckard’ın hayatını kurtarınca bulanıklık yiter ve avcının av olduğu netleşir. Kopyalar birbirinin aynı tepkiyi vermekle basitçe hayatta kalmak adına her şeyi göze aldıkları vahşi bir savaşın içindedirler. Yalnız biri farklı bir yan ortaya koyar. Roy Batty (Rutger Hauer) Amacını şiirsel bir ereğe bağlamıştır. Onun için salt yaşamak değil, manası olan bir varoluş vardır. Filmin sonunda retorik söylevinden bu çıkarıma varırız. Filmde sık yinelenen replik, “Yaşamasının ne önemi var? Kim gerçekten yaşıyor ki?” sözü görüşü destekler niteliktedir. Kopya olarak Rachael, yaşadığını sandığı ama ait olmadığı anılarıyla mücadele eden aklı karışık kadın imgesiyken onun anarşist yanını Pris (Daryl Hannah) ve savaşçı yönünü Zhora (Joanna Cassidy) karakterleri tamamlamaktadır. Kadının faal olma ya da var-yok gelgitinde tasviri dişi figürler, eril dokunuşun kaçınılmaz tekdüzeliğine dayanak oluşturur.

blade-runner-roy-batty1    Senelerce fanlarının aklını kurcalayan bir muğlaklık vardır. Deckard bir kopya mıdır? Bunu desteklediğini ima ettikleri sahne, Deckard’ın piyano başında hayale daldığı ve kesif bir ormanda ağır çekimde yelesini dalgalandıran bir Unikorn gördüğü andır. Pek ala romanda buna benzer destekleyici nitelikler barındırabilir. Her ne kadar Ridley Scott, Harrison Ford ve yapımcılar ayrı ayrı aksini ima etmişseler de bu soru hala havadadır. Nitekim asıl sual şudur: Niçin yaşarız? Film, Ridley Scott sinemasında gördüğümüz, sonda nihai kaçışa varan kovalamaca ile süregidiyor. Heyhat ilk gösterime girdiğinde otoritelerce anlaşılamamıştı. Bazı eleştirmenler dışlarken, bazısı tematik karışıklığını beğenmişti. Film gişede yaşadığı hezimete rağmen günümüze kadar kült olagelmiştir. Ayrıca bilim-kurgu sinemada siberpunk alt türünün doğuşudur…

blade-runner-12-web1    Blade Runner‘ın yapım tasarımı filmin dokusunun karanlık oportünist geleceği yansıtması üzerine düşünüldü. Nüfus, küreselleşme, iklim değişikliği ve genetik mühendisliği konularına değindi. Ridley Scott prodüksiyonu, “En kişisel filmim.” olarak tanımlamıştır. Bu doğrultuda filmin mimarisi Brütalist dışavurumlar taşır. Müziklere değinmemek olamaz. Hele ki Vangelis kompozitörlüğü barındırıyorsa. 4 yaşında beste yapmış ve kendi kendini yetiştirmiş Vangelis, 1968‘deki Paris öğrenci olaylarında Demis Russos ve Lukas Sideras ile birlikte inşa ettikleri Aphrodite’s Child gruplarıyla sonradan öncüsü olacakları progresif rock türünde müzikler yapmışlar, 1972‘de dağılmışlardır. Blade Runner soundtrack albümünde ‘Rachael’s Song’ ile ‘Memories of Green’ parçaları çok nadidedir kanımca. 1492: Conquest of Paradise, Chariots of Fire ve birçoğuyla Vangelis‘i ziyadesiyle bilen bilir, methiye düzmeyeyim satırlarca. Filmin geç gelen başarısı üzerine olağan biçimde Hollywood‘un ilgisini romanın yazarı Philip K. Dick üzerine çekerek birçok yapıtının uyarlanmasının yolunu açtı. Film 1993 yılında kültürel ve estetik olarak önemli bulunduğu için Kütüphane Kongresi’nin Birleşik Devletler Ulusal Film Kayıtlarınca koruma altına alındı. 2007‘de Amerikan Film Enstitüsü’nün 100. yıl, 100 film listesinin 10. yıl sürümüne giren 100 film arasında 97. olmuştur.  1992 yılında ‘Yönetmen Kurgusu’ geçildi. Warner Bros Blade Runner‘ın 25. yıldönümü adına 2007‘de ‘Nihai Kurgu’ adı altında DVD, HD DVD, BLU-RAY setleri satışa çıkardı. 2012‘de 30. yıl anısına şık bir paket içinde Blu-ray özel edisyonu yayınlandı. Bu sunumun 2007’deki setten materyal olarak farkı yoktu. Blu-ray olduğu için 3 diske düşen sete ek olarak filmin ciltli sanat kitabı eklendi. Harici olarak, filmde Deckard’ın aracının birebir küçültülmüş modeli de yer aldı.

Başlarda bir Remake gündemdeydi ama Prequel‘lleri tüketmiş Hollywood‘un, bütün yapımlarda ideal anlatı zamanı olarak seçtiği Sequel‘ler envantere dahil olunca pek tabi sonrasını anlatan bir öyküde karar kılındı. Ryan Gosling ve Harrison Ford‘un başrolünde olacağı, 2049’ta geçecek Sequel film kesinleşmiş durumda. Değişiklik olmazsa gösterim tarihi olarak 6 Ekim 2017 düşünülmekte. Filmin ya da Dick‘in felsefesine burada uzun uzadıya değinmek istemiyorum. Gayem, Ridley Scott‘ın sevdiğim tek filmini ele almaktı.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir