Edebi

Bisiklet İzi

Bisiklet izi, uzayıp giden toprak yolu ikiye bölmüştü. Yolun ortasında durmuş, sağından mı solundan mı yürümeli diye düşünürken bir kadın koluma girdi.

“Haydi! Şu yolu birlikte yürüyelim. Birimiz izlerin sağında, birimiz solunda. Silmeden, üstüne basmadan, ölmenin gölgesini onun kıvrımlarına bile karmadan. Başka bir yolda yürümenin mümkün olduğunu bilerek. Çıplak ayak ve ıslatılmış bayat ekmeği ısırarak.”

Dönüp koluma giren kadının yüzüne baktım, yüzündeki siyah beyaz kıvrımlara, tozlanmış kirpik ve kaş izlerine. Aramızda toprak yolu yaran bisiklet izleri. O, on beşinde bir aşka tutulup, sirke içerek romantik bir ölümü düşünmüş. Ben, on yedimde yüksek bir yerden mor kayalıklara çakılmanın beni kurtaracağını.

O, Haymarket Meydanı’nda bombaların gölgesinde yükselen haykırışları duymuş. Ben, Çet Yaylası’nda hamile kadınların bomba parçalarından kaçarken peşinden sürükledikleri bağırsaklarını görmüştüm. Kan sıçratmamıştık bisiklet izlerine ama gözlerimiz bayat kan kokuyordu.

Gülümsedi. Sessizce yürümeye devam ettik. İmgeler dünyasında bir kurgu değildi bizim yaptığımız. İkimiz de acının sözcükleri olmadığını biliyorduk. Yol bitti, bisiklet izleri güne battı. İkimiz de yaşamaya karar vedik. O, 1884’e gitti ben, 2009’a.

Comments (0)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.