Bir Kelime Öğrendim

by • 10 Nisan 2016 • DemlikYorumlar (0)766

Dünyaya geldiğimiz o ilk günden itibaren oyunların içindeyiz hep. Nedenini dahi kimsenin tam olarak bilmediği ve anlayamadığı… Kimi zaman tek başına kimi zaman tüm bir dünya ile beraber karşı koyuyoruz bütün bu olanlara.

Hep bir şeylere karşı olmak zorunda kalıyor veya bırakılıyoruz. En günahsız olarak o muharebenin içinde buluyoruz kendimizi; genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden. Konuşmak değil, daha iki heceyi yanyana getiremeyen kundaklık süt kuzularının kelime haznelerine “savaş” giriyor. Biz barışı da bilen büyüklerden daha iyi öğreniyorlar o muharebenin ne olduğunu. Ne kadar da şanslılar öyle değil mi? Dünya onlara her şeyi yaşatarak, birebir göstererek öğretiyor. Zihinlerine kanla kazıyor. Sadece onlara değil elbette. Kendini büyümüş sanan veya büyümek zorunda bırakılan bizlere de aynı şekilde. Her yeni savaşta başka başka şeyler öğreniyor, yeni yeni deneyimler kazanıyoruz. Envaiçeşit infaz çeşitleri, ses düzeyleri değişken bomba ve silah sesleri, aynı anda kaç kişinin yok olabileceği… Hepsini hafızalarımıza kazıyor, deneyimleniyoruz. Deneyim. Tecrübe. Tedbir için önemli bunlar ne de olsa. Ne zaman hangi savaşın biteceği ve başlayacağı meçhul sonuçta. İnsanoğlu hazırlıklı olmalı.

Bir meçhuller kervanındayız hep beraber. Haklı kim, haksız kim belli olmayan… Yaşın kül olmasına sebep olan kuru ne?

Bir yerlerde var olduğunu bildiğimiz bir beyaz var bir de ona karşı siyah. Şimdi neredeyse kararmaya yüz tutmuş. Nasıl bu hale geldi kimsenin haberi yok. Kimler düzeltmek istiyor? Kimseden ses yok.

Kulakları sağır eden haykırışlar, çığlıklar duyulmuyor bile top seslerinden. Çıkılmış topların üzerine, “en güçlü benim” diye haykıranlar duyuluyor sadece. Güç deyince kulak kesiliyor dünya. Koşar adımlarla gidiliyor yanına, sığınılıyor pençesine. Kime dokunsa o pençeler, hapsediyor bütün bir canı. Yaşamak yok. Nefes almak yok. Gökyüzü yok. Uçmak yok. Eğer uçmaya çalışırsan; ya kanadın kırılıveriyor ya da umudun. Nefes almaya kalksan kursağında kalır zaten. Yaşamak mı? Bu siyahın içinde ha ölüm ha yaşamak. İkisi de aynı şey artık. Ölüm bile daha tatlı belki. En azından siyaha bir veda. Ölümle gelen bir beyaz…

Artık nefes almak son bulduysa da gökyüzü görünüyor engelsiz. Özgürce bulutların arasında dolaşılıyor, onlara dokunulabiliyor. Dünyada kaldığı süre içinde büyüyemeyen çocuklar yaş da alıyor. Belki bir yıldıza oturup dünyayı seyre dalarlar. Kim bilir belki orda öğrendiği fakat hiç tadamadığı “barış”ı da dilerler tüm dünya için, bir özlem ile…

Yazan: Büşra Okuyan

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir