Beyazıt Yangın Kulesi

by • 8 Ekim 2017 • Araştırma, RıhtımYorumlar (0)146

İstanbul’un simgelerinden biri olan Beyazıt Yangın Kulesi, İstanbul Üniversitesi sınırları içerisinde bulunan tarihi yapıdır. İstanbul’da bir yakadan diğer yakaya deniz yoluyla geçildiğinde büyük heybetiyle asil bir şekilde Galata Kulesiyle beraber yolcuları selamlamaktadır. Yıllardır Galata Kulesi ile birlikte Haliç girişini bir bekçi gibi beklemektedirler.

Haliç metrosundan geçerken, tramvayla geçerken ya da otobüsle geçerken ağaçların arasından yükselen Yangın Kulesi ilk olarak 1749 yılında ahşap olarak inşa edilmiştir. Fakat 1774 yılında büyük bir yangının çıkması sonucu ahşap olmasından dolayı kule de yangında yanmıştır.

1826 yılında II. Mahmut tarafından tekrar ahşap olarak inşa edilen kule Yeniçeri Ocağının kaldırılmasına bağlı olarak Tulumbacı Ocağının da kaldırılmasıyla kuleye ihtiyaç kalmadığı için yıkılmıştır.

İstanbul’da çıkan yangınları tespit edip müdahale etmek için kule II. Mahmut tarafından 1828 yılında tekrar İstanbul Üniversitesi ana kapısının arkasındaki bahçeye kâgir (yığma taş) olarak yapılmıştır.

85 metre olarak yapılan kule günümüzdeki görüntüsüne 1849 yılında ulaşmıştır. 85 metrelik kulenin üzerine 3 kat daha eklenmiş ve böylece 118 metreye ulaşmıştır. Kule bu şekilde 4 kata ulaşmış oldu. Sırasıyla: sancak katı, sepet katı, işaret katı ve nöbet katı.

1849 yılındaki depremde zarar gören kulenin külah şeklindeki sonradan eklenen bölümü değiştirilerek yukarıya doğru daralan ve yine üç katlı olacak şekilde tekrar tasarlanmıştır.

Yangın kulesi ismi sonradan ortaya çıkmıştır. Yangın kulelerine eski zamanda yangın köşkleri denirmiş. Burada yaşayanlara ise köşklü denirmiş. Köşklüler kulede yaşarlarmış. Beyazıt yangın köşkünde 20 tane köşklü bulunurmuş.

Köşklülerin arasında farklı bir konuşma geçer- gözetleme nöbetindeki köşklü eğer bir yerde yangın görürse kulenin baş görevlisi olan ağaya “bir çocuğun oldu ağa” diye bağırırmış; bu, “yangın var” anlamına gelirmiş. Ağa da “kız mı oğlan mı?” diye sorarmış. “Oğlan” eski İstanbul olan sur içini “kız” ise Beyoğlu ve Anadolu yakasını temsil edermiş.

Kule Cumhuriyet döneminde de görev yapmaya devam etmiş fakat farklı bir işlevde kullanılmış. İstanbul’un hava durumu bu kuleye yansıtılan ışıkların renginden anlaşılırmış. Kule mavi ışık olursa ertesi gün havanın açık olacağını, yeşil olduğu zaman yağmurlu, sarı olduğu zaman sisli, kırmızı olduğu zaman da karlı olacağını bildirirmiş.

Günümüzde İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünde bulunan kule, “Beyazıt Kulesi Anıt Müzesi” adını alarak 2013 yılında özel müze olmuştur. Yılların yaşanmışlığını ve yorgunluğunu şimdilerde sessiz ve sakince İstanbul’u izleyerek geçiren kule, bu güzel şehrin tadını çıkarıyor.

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir