Sevgi Ünal
Sevgi Ünal
10 Articles0 Comments

Boş Bomboş Yüzler

Makyajı yapılan Serkan, yanından ayırmadığı kalem ve kâğıdını ceketinin cebinden çıkarıp beklemeye başladı. Ne zaman boş kalsa hep aynı şeyi yapar; çizer, çizerdi… Öğle tatilinde herkes sohbet ederken, o bir köşede… Eli kaleminde, ruhu kâğıtta… Uzun, yuvarlak, köşeli, oval, üçgen…

Dünden Bugüne

Pazar sabahlarının doyulmaz manzarasına daldı gözleri. Elini uzatsa sanki on beşinci kattan tutacaktı o koskoca dağı. Çayından bir yudum aldı. Porselen fincanın inceliğini hissetti dudaklarında. Köydeyken kahvaltının hazır olduğunu annesinin saçlarını okşamaya başlaması ile anlardı. – Kalk kuzum, çorbamızı içelim.…

Benim Adım Dul

Salona girdiğimde konuşmaları aniden kesildi. Çay kaşıklarının şıngırtısı dışında çatal, bıçak hatta peçete sesleri bile duyuldu uzun zaman. Tutamadım kendimi artık. “Geldiğinizde bıcır bıcırdınız; ne oldu kızlar, ne bu hâliniz?” sorumu “Eline sağlık, kekin çok güzel olmuş, bu börek senin…

Ayak Sesleri

Günün ilk ışıkları küçük odanın perdesini zorlarken yatağın yanı başından şikâyet sesleri gelmeye başladı: – Kalksa artık. Çok sıkıldım. Bu sözlerden sonra daha fazla dayanamayarak kendisini gürültülü bir şekilde yere attı. Soner birden yerinden sıçradı. Bütün gece bir o yana…

Bavul

Aslında anaokuluna gidebilirmişim. Annem paramızın yetmediğini söylemişti. Komşunun oğlu Ali nasıl gitmişti? Onun da annesi, babası çalışıyordu, benim de. Hem Ali’nin kardeşi de vardı. Babam bir de ikinci işe gidiyordu. Bu yüzden gece yarıları eve geliyormuş. “Bizim paramız neden yetmiyor”…

De Ne A

Bugün yine gitmeliydi. Huzursuzluğu, babasının bulunduğu katta iyice arttı. Her gelişinde aynı yazıyı okumaktan duyduğu acı, yaşlı ayaklarının onu her hafta buraya sürüklemesine engel olamıyordu.  O yüzden de bulunduğu megakentten ayrılmak hiç aklına gelmezdi. Bu yaşantısı, az sayıdaki arkadaşlarının onun…

Aşk-ı File

Biliyor musunuz? Hayata geri döndüğüm için çok mutluyum. Mutfak çekmecelerinden birinde “Saymadım kaç yıl oldu?” şarkısını durmadan söylemek kolay mı zannediyorsunuz siz? Şu naylon poşetler yüzünden gün ışığına bunca zamandır hasret kaldım. Kulaklarım kirişte geçti; ha Saliha Hanım beni hatırlar,…

En Değerli

Kulağımda “Kalk yavrum, kalk!” sesleri. Aralanan göz kapaklarımın arasından seçebildiğim iki kafa. Öndeki, gecenin bir yarısında uykumu bölmenin mahcubiyetini güleç yüzüyle örtmek isterken minik zeytin gözleriyle komik görünen anneannem; arkadaki ise, karakteriyle bütünleşmiş, yıllardır her baktığımda bir anlam çıkarmaya çalıştığım…

Durmak Yok

– Deli! Deli! Çocuk, yere çömelmiş kadının arkasından başörtüsünü çekiştirerek arsız arsız bağırmasına devam etti. – Kulakları küpeli! Eşarbının bir ucu ağzında olan kadın, dişlerinin sıkıldığı, çenesinin kasıldığı durumdan çıkarak bağırdı: – Git, gelme onların yanına! Yerdeki sarı kahverengi yaprakların…

Bana Bir Deniz Feneri Lazım

-Anne, bu beyaz gömlek niye ütüsüz? -Oğlum, bu kadar şey arasında onu mu buldun giyecek? Ütülü bir şey giysene… -Ben bunu giymek istiyorum. Hadi ütüle, geç kalacağım yoksa. Serap, daha çok sabahları yazar, seherin getirdiği uhrevi ilhamı kullanır hatta onu…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Ocak 2019’a kadar gönderebilirsiniz.

39. Sayı için tema: “Tekerrür”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.