Aşk ve Kavga

by • 13 Ağustos 2017 • DemlikYorumlar (0)305

Aşk ve kavga adamı
Olarak anılmak istedim hep.
Ne eşsiz bir söylemdi
Aşk ve kavga
Ne güzel bir eylemdi
Bu amacın peşine düşmek değil mi?

Binlerce kişi için atarken kalbin
Ve yeri geldiğinde
Başkaları için de
Ölmeyi göze almışken yüreğin,
Yalnız bir kişiye bağlanmak
Ne büyük bahtiyarlıktı
Aşk ve kavga
Ne efsunlu idi.
Ve bu iki kavram mutluluğu da hüznü de
Andıran iki sözcüklerdi değil mi?

Şu an, evet şu an,
Hain gecede,
Kurtların, çakalların güldüğü
O aysız gecede,
Öfkeli şiirler söylemek isterken
Onun o içten tebessümünü akla getirmek,
Sarsılmak
Ve biraz da ona öfkelenmek!
Serserice, haylazca bir iş bu değil mi?

Bir yanım,
Sevgi dolu, umut dolu
Haykırmak isterken karanlığa
Ve karanlığı rüzgârla savurmak,
İsterken bir yanım,
Evet, bir yanım,
Yoksul sokaklardaki evlerin
Haykırışlarını, çığlıklarını
Bu rüzgâra katmak
İsterken bir yanım,
Evet! Bir yanım,
Elleri nasırlı işçinin,
Gözleri yaşla dolu annenin
Küfrünü ve sakinliğini
Bünyemde toplamak
İsterken bir yanım,

Diğer bir yanımda
O rüzgârın dokunmayacağı
Selam verip geçeceği
O yârin bahçesinde
Bir dala konmak istiyor.

Uzaktan izlediğim şu deniz,
Uykuya dalan dağlar
Hatta gökyüzü bile
Uzay gibi karanlık!
Dünyamızın karanlığı,
Ah karanlığı…
Bu karanlıktan sadece yanan bir ateş
Kurtarabilecek bizi,
Evet, bir ateş!

Şu gece vaktinde
Ağlayışı duyulmasın diye ağzını
Mendille örten,
Zülfünün telleri
Karanfil çiçeği oyalı yemeninden çıkmış
Ayakları çıplak anayı,
Son cigarasını bir basık odanın
Kuytu bir köşesinde
Uzun uzadıya çeken
Kasketi yerde
Mahzun bir babayı,
Yüreğini kaplamış acı
Ve ağrıya inat
Dik duran o delikanlıyı,
Tutsaklıkta ölümü bekleyen kişiyi,
Bir somun ekmekten bir pay alarak
Uykuya dalan o yetimi,
Bir lokma dahi yiyemeyen o evsizi
Ve de yurtsuzu
Bu ateş kurtaracak.

Gün gelecek
O uğultular kulakları sağır edecek.
Dağlar uykudan uyanacak
Dallar yeşerecek
Ve
Binlerce yıllık bu kirden
İnsanoğlunu kurtaracak!

Her karanlık biter bir gün
Değil mi sevgilim?
İşte o gün geldiğinde
Seni de bekleyeceğim
Yorgun, yaralı bir hâlde
Bir sis içinden gelmeni…

Ve dilimde yine ‘’umudum’’ile başlatacağım
O mısra
“Gel ey hilâl kaşlım dizim üstüne” olacak.
Geleceksin biliyorum
Aydınlık ve serin bir İstanbul akşamında
Ve geldiğinde
O ellerindeki yaraları ben saracağım.
O ellerin, evet o narin ellerinde
Görmüştüm özgürlüğün geleceğini.

İşte o gün sevgilim,
Aralıksız sana bakacağım,
Ayırmayacağım gözlerimi senden
Ve de o eşsiz maviliklerden…
Sonra dudaklarına doğru süzülen,
Sana tuzlu tadını hissettiren
O akan gözyaşlarını sileceğim.
Omzuma dayadığın saçlarını okşayıp,
Yorgun, ışıklı gözlerinden öpeceğim
Nâzım’ın dizelerini fısıldarken kulağına.

Yazan: Barış Demirkaya

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir