Apocalypse Now

by • 11 Haziran 2017 • Film İncelemeleri, SinemaYorumlar (0)338

1979‘da Cannes‘da bir basın konferansında, Francis Ford Coppola henüz tamamlamadığı Apocalypse Now (Kıyamet) filminden söz eder: -Filmim, Vietnam hakkında değil, Vietnam’ın gerçekten olduğu haliyle ta kendisidir. Amerikalı askerler Vietnam’da ne yaşadılarsa bizde aynını yaşadık. Biz ormandaydık, çok fazla paramız ve teçhizatımız vardı ve yavaş yavaş delirdik. Joseph Conrad‘ın Heart of Darkness (Karanlığın Yüreği) isimli romanının uyarlaması olan film, İlkin George Lucas ve John Millus, Joseph Conrad‘ın eserini bir Vietnam filmi olarak uyarlamayı düşündüler ancak projeyi akıl hocaları Coppola gerçekleştirdi…

Nehir boyunca cehennemin derinliklerine yapılan bu belirsiz yolculuk bir dizi sekanstan oluşur. Kamboçya‘nın iç bölgelerinde Kuzey Vietnam‘lılara karşı savaşan Kurtz (Marlon Brando) görevini tamamlayamadan kaybolmuştur. Ya da meslektaşlarının deyimiyle saf değiştirmiştir. Yüzbaşı Willard (Michael Sheen) ise, Kurtz’u bulmak ve yok etmekle görevlendirilmiştir. Dennis Hopper’ın, kafayı sıyırmış bir foto muhabirini canlandırdığı hikayede Marlon Brando, ölümü kucaklamak isteyen bir kabile tanrısı olarak karşımıza çıkarlar. Gerçeküstücü sekanslarla Vietnam‘ın karmaşasını, dehşetini vurgulayan Coppola‘nın filmi gerçekten izledikten sonra üzerinizde kendinize yabancılaştığınız bir şok etkisi yaratmaktadır. Özellikle filmin son sahnelerinde Kurtz ve Willard arasındaki diyaloglar, Kurtz‘un, T.S. Eliot‘tan ve ölüm anında Joseph Conrad‘dan alıntıları (“Korku, korku”) var oluşa, savaşa ve düşmana dair felsefi sözleri, o süreye dek aralıklarla tanık olduğunuz yıkım ve katliamı silip süpürerek, sizi şaşkın var oluşunuzla baş başa bırakır…

Yüzbaşı Willard (Michael Sheen)

Kıyamet, dile yeni kalıplar kazandırmıştır: “Aşırı ön yargıyla yok et.” “Sabahları napalm kokusunu seviyorum.” gibi. Filmin bütçesinin aşımı, Filipinler devlet başkanı, Ferdinand Emmanuel Edralín Marcos’tan kiralanan helikopterlerin, başkan Ferdinand‘ın, asilerle savaşmak üzere helikopterleri geri alışı, güç koşullar altında çalışan ekibin uyuşturucuya bağımlılık kazanması, Harvey Keitel‘ın kovulması ve yerine güç çekimler esnasında neredeyse kalp krizinden ölecek Martin Sheen‘in getirilmesi vs. Tüm bunlar üstüne, The Doors‘un, The End parçası şairane biçimde oturmaktadır. Mesela, kuadrafonik sesle kaydedilen helikopter sesleri kafanızın üstünde uçuyor hissi oluşturur. Filmin başlarında yatağında uzanan Yüzbaşı Willard‘ın plonje çekimi, ateş hattında uçan helikopterin görüntüsü, Willard öznel çekimde tavanda dönen vantilatörün silik görünümü, Willard‘ın yakın çekiminin dikizlemesi (Dissolve) muazzam birlik oluşturur. Albay Kilgore‘un birliğinin, düşman bir köye helikopter saldırısı esnasında Vietkong‘u ürkütmek için dev hoparlörlerden Wagner çalınışı, çıkartmayı başarılı kılmak adına Amerikan askerlerinin korkusunu yenmesini sağlamaktı. Zaten filmin ses tasarımı, duayen görüntü kurgu uzmanı Walter Murch‘a Oscar kazandırdı…

Her şey denli değersiz ve hafif…

Kıyamet, yaşadığımız dünyada her yanımızda görmeye alıştığımız şiddet ve savaşı, Scorsese‘in 1976 yapımı Taxi Driver misali özetlemekten öteye taşıyor ve bizi şiddetin anatomisine doğru görsel bir arınma yolculuğuna çıkarıyor…

 

 

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir