Ağca

by • 29 Aralık 2013 • Öykü, RıhtımYorumlar (0)1280

AĞCA

“Ambulans şoförleri düşünmemeli”

Bu ilk bakışta kulağa oldukça saçma gelen düşüncenin sahibi, paradoksal biçimde bir ambulans şoförü olan Ağca idi. Ambulans şoförlerinin düşünmemeleri, düşünerek reflekslerini köreltmemeleri gerektiği sonucuna düşünerek ulaşan, henüz 24 yaşında ölüm ile yaşam arasındaki hatta taşımacılık yapan soğukkanlı bir genç yani. Her ne kadar kendi prensiplerine uymasa da insanların kendi prensiplerine kulak vermesi gerektiğini savunan bir kendine müslüman ya da kendi deyimiyle kendine varoluşçu bir insan.

Ağca, adından da anlaşılacağı üzere bir eylem adamı. Doğarken yolunu kafası ile açan. Büyürken zaman kamyonunun damperine asılan, kendi varlığına tırnak geçiren o onlarca adamdan biri. Harf israfına karşı, iyi bir rasatperest, yerine göre çok öfkeli ama sünger gibi bir yüreğe sahip bir “yiğit”. Ve o sünger gibi yüreği yumuşak olduğu kadar geniş de. Hatta o kadar geniş ki aynı anda bir deste kızı sevebilecek kadar. Dedim ya tam bir eylem adamı işte! Ancak bunlar kimseyi yanıltmamalı tüm bunlar Ağca’nın sadece görünen kısmı. Ağca’nın görünmeyen kısımlarını tanımak için ise alter egoyu icat eden adama saygı olsun diye biraz da çocukluğuna inmeliyiz.

Beklenenin aksine, Ağca’nın çocukluğuna inmek evin alt katına inmek kadar kolay. Zira Ağca’nın çocukluğunda sadece iki bölüm ve bir olay var. Birinci bölümde Ağca sessiz bir çocuktur. Düzenli bir hayatı vardır derslerine çalışır düzenli uyur düzenli yemek yer. Eylemlerini aksatmaz yani. Sonra Ağca birden, bundan 12 yıl önce yani 12 yaşında ikinci bölüme geçer. O ikinci bölüme geçişe sebep olan olayın ne olduğunu anlatmayacağım. Ancak ne olduğunu onun yaşantısına bakarak bulmak mümkün. Ağca ikinci bölümde aktivist rolünü bir kenara bırakır ve bir pasifist olur. Bedeninin fiziksel büyümesi karşısında ruhunu küçültmek için elinden geleni yapmaya başlar. Önce okulu bırakır. Sonra arkadaşlarını. Daha sonra ailesini ve en sonda da insanların hepsini. On iki yıl boyunca temelini attığı bir iç dünya yaratır kendisine ve sonra 18 yaşına kadar bu böyle gider.

18’ine geldiği anda Ağca’nın yapacağı tek bir şey vardır. Fransa’da yaşayan anne ve babasının yanına gitmek. 6 yaşından sonra görmediği anne ve babası onca yıldır paris te kalmaktadır ama kendisine bir türlü vize çıkarılamamıştır. O da 18’ine gelir gelmez hiç bir şey yapmamaktan biriken 5 bin lirasını avroya çevirir bir dil kursuna yazılır ve Paris’e gider.

Ağca’nın Paris’te anne babası ile ilgili neler yaşadığı pek de önemli izler bırakmamıştır onda. Ağca’nın hayatında iz bırakan tek şey, onu ‘seizieme arondissement’a götürecek olan otobüs şoförünün otobüs kalkmadan evvel okuduğu bir kitaptır. Kendisi de arabalara ve şoförlüğe o yaştan meraklı olan Ağca o adamın o gün kullandığı otobüste bulunmaktan büyük bir haz duyar. Evet, belki başkaları için sıradan bir otobüs yolculuğu olabilir ancak o gün otobüsün yol üzerinde kayışı hızlanışı ve yavalayışındaki ahenk Ağca’yı çok etkiler ve Türkiye ye geri dönünce kendisi de şoför olmak istediğini anlar. Türkiye ye döndüğünde Ağca 21 yaşında ehliyetini alır Kpss’yi kazanır ve önce sağlık il müdürü nün özel şoförü olur. Daha sonra Ağca bir gün tesadüfen metroda aynı kitaba rastlar. Hani şu pariste gördüğü şoförün okuduğu kitaba. O kitabın adı Yabancı dır ve Ağca’nın hayatında okuduğu ilk kitap da o olacaktır. Ayrıca Ağca ileride anlayacaktır ki kendisinin o Paris’teki adam gibi araba kullanamamasının sebebi onun kadar sakin ve dikkatli bir okuyucu olmamasıdır.

Felsefe politika veya din ile uzaktan yakından ilgisi olmayan Ağca önce Camus sonra Sartre en son da Beauvoir’in kitapları üzerine yoğunlaşır. Felsefi olarak kendini tatmin edemez ancak onların kendi felsefelerini anlatmak için alternatif bir yol olarak seçtikleri romanlarının tamamında kendine benzeyen bir karakter bulmayı başarır. Kimi zaman monsieur mersault olur Ağca kimi zaman mathieu. Ama aslında ne olduğu hiç değişmez. Sadece ne olduğunu keşfetmeye başlamıştır. Ağca varoluşun özgürlükle ilişkisini anlamadan seçimlerin yabancılaşmayı engellememesi gerektiğini bilmeden bir varoluşçu olmuştur artık. Hem de Sartre’ın en budalaca etiket olarak gördüğü o varoluşçu sıfatını her fırsatta kendine yamayarak. Öyle ki Ağca’nın dikiz aynasında karısı ve çocuğunun kartviziti yerine Camus’nün sigara içerken karizmatik bir siyah beyaz resmi vardır.

Lafı Ağca’nın karakteri hakkında oyalayarak sizi aldattığımı biliyorum. Ancak Ağca hakkında anlatacağım olay onun karakterini çok kısa bir alanda anlatmaya yardımcı olacaktır eminim.

Ağca bir gece Üsküdar’dan Beşiktaş’taki acil bir hastaya müdahale etmek üzere yola çıktı. Otoyolda bir an gelen düşünce yoğunluğu sonucu, Ağca girmesi gereken son köprü bağlantısını da kaçırınca önce trafiğin ortasında kaldı sonra geri dönemedi ve yarım saat kaybetti. O bir anlık kayıp, o bir anlık seçim birinin, o yetişemediği hastanın özgürlüğünü yok ederek ölümüne sebep oldu.

Ve Ağca o gece kendi kendine yeniden konuştu.

Ambulans şoförleri düşünmemeli. Seçim yapmalı.         

Pin It

İlgili Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir